Sinüzit, yüzde bulunan ve sinüs adı verilen bölgelerin çeşitli nedenlerden dolayı iltihaplanması sonucu meydana gelen ağrılı hastalık çeşididir. Sinüzitin belirtileri, gribin belirtileri ile hemen hemen aynıdır. Burun tıkanıklığı, baş ağrısı, bademciklerde meydana gelen ağrılar, halsizlik, ateş gibi belirtiler vardır.

Sinüzit oldukça sık görülen, hayat kalitesini önemli derecede etkileyen ve birçok ülkede büyük ekonomik yüke neden olan bir hastalıktır.

Sinüsler burun çevresinde oldukları için paranazal sinüsler diye adlandırılır. Frontal sinüs alın bölgesinde , maksiller sinüs yanak bölgesinde ön ve arka etmoid sinüsler burun kenarlarında ve sfenoid sinüs burun arka üst kısmında, kafatası kemik yapısı içinde yer almaktadırlar. Büyüklükleri farklıdır kişiden kişiye de değişiklik gösterir. Genellikle doğumdan sonra ortaya çıkarlar. Sağlıklı durumlarında içleri hava ile doludur ve bir kanalla burun boşluğuna açılırlar. Burun ve paranazal sinüslerin içini örten mukozal yapı aynı olduğu için çoğu zaman birlikte enfekte olurlar. Bu nedenle de sinüzit yerine rinosinüzit demek daha doğrudur.

Paranazal sinüslerin fizyolojisi ve fonksiyonları henüz çok az bilinmektedir. Bir takım hipotezler vardır:

1- Fonasyonda, bilhassa kendi konuşmasının kemik iletiminin engellenmesinde, insan sesinin tınısının ayarlanmasında

2- Respiratuvar:  burun içinin nemlendirilmesi ve basınç değişikliklerinin tamponlanmasında,

3- Olfaktuar: koku bölgesi mukozalarının beslenmesi,

4- Statik: kafa tası ağırlığının azaltılması,

5- Isı yalıtımı,

6- Travmalara karşı koruma.

Gibi fonksiyonları olduğu düşünülmektedir.

Paranazal sinüzit, sinüsleri enfeksyonudur. Akut, subakut ve kronik diye adlandırılır. Bu sınıflandırma enfeksyonun süresi ile ilgilidir. 2 haftadan daha az süren bir sinüzit akut, 2 hafta ile 3 ay arasında sürüyorsa subakut 3 aydan uzun sürüyorsa kronik olarak sınıflandırılır. Bir de tekrarlayıcı sinüzitler vardır ki bunlar kronik sinüzitin akut alevlenmeleridir.

Akut rinosinüzitlerin büyük kısmı, sinüslerde ikincil bakteriyel enfeksiyona zemin hazırlayan viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının bakteriyel komplikasyonlarıdır. Akut maksiller sinüzitlerin ufak bir kısmı da diş kaynaklı olabilir. Hava kirliliği ve sigara kullanımı gibi mukozal irritasyonlar, nazal polipler, allerjiler, viral üst solunum yolu enfeksyonlarının sebep olduğu siliyer sistem bozuklukları, mukozal ödem veya sinüs osteumundaki darlıklar da akut rinosinüzite zemin hazırlarlar.

Kronik sinüs enfeksiyonunda sinüs mukozası dönüşümsüz bozukluklara uğrayabilir ve kendi kendini temizleme özelliğini kaybedebilir.

Etiyolojide bakteriler, virüsler ve mantarlar rol oynayabilir. En sık görülen bakteri streptokok türleridir ve bunlar içinde de beta hemolitik streptokok en sık görülenidir, bu bakteriyi hemofilus influenza takip eder.

Risk Faktörleri

Anatomik anormallikler. ( en sık septum devasyonu )

Nazal allerjik reaksyonlar,

Diş kökenli enfeksyonlar,

Barotravmalar,

Nazogastrik veya nazotrakeal entübasyonlar,

Kimyasal irritanlar.

Sinüzütün Belirtileri

Baş ağrısı, burun tıkanıklığı, koku alma bozukluğu, nazal konuşma, pürülan burun ve burun arkası akıntısı, öksürük, göz çevresi ağrıları, daha seyrek olarak kulak ve diş ağrısı, bazen ateş. Yanaklar ve üst dişler hizasında öne eğilmeyle artan ağrı maksiller sinüzit belirtisidir. Kaşlar üzerindeki ağrılar daha çok frontal sinüziti çağrıştırır. Gözler üzerinde ağrı, göz kapaklarında ödem etmoidal sinüzit belirtisi olabilir. Üst solunum yolu rahatsızlıklarının bir haftadan uzun sürmesi halinde sinüzit akla gelmelidir.

Akut rinosinüzit tanısında hastadan alınan bilgiler çok önemlidir. Hasta hikayesinde doktora hastalığı ile alakalı ip uçları verebilir. Takiben yapılacak burun içi ve burun arkası muayenelerde mukozalarda hiperemi ve ödem görülür. Nazal endoskopik muayeneler akut rinosinüzitlerin tanısında hem mukozaların yapısı hem burun içi diğer anatomik yapıların durumu hakkında bir fikir verir. Sinüslerin burun boşluğuna açıldıkları kanalların ağzı görülebilir ve varsa şayet akıntının karakteri hakkında bir fikir sahibi olunabilir. Bunun dışında bazı görüntüleme tetkiklerinden de istifade edilebilir. Direkt sinüs grafileri fazla detay göstermese de bir fikir verebilir. Sinüs tomografileri sinüs hastalıklarını daha iyi görüntüler. Fakat akut sinüzitin değerlendirilmesinde gerekmez. Akut sinüzitin komplikasyonu varsa veya kronik sinüzitten şüpheleniliyorsa ve cerrahi düşünülmekte ise, sinüs tomografisi gereklidir.

Sinüzüt Tedavisi

Komplikasyon yapmamış akut sinüzitlerde ilaç tedavisi çoğu kez yeterli olur. Burun içindeki akıntıdan kültür yapılabiliyorsa uygun antibiyotik verilir. Kültür yapılamıyorsa ki çoğu zaman yapılamaz, o zamanda geniş spektrumlu bir antibiyotik kullanılabilir. Antibiyotik yanında lokal ve sistemik ödem çözücüler ve anti alerjik ilaçlar kullanılmalıdır. Bu tedavi doktorun önerdiği dozlarda ve doktor kontrolünde kullanılmalıdır. İlaçların kullanılma süresini doktor tayin etmelidir bazen 2-3 haftaya kadar uzayan tedavi gerekebilir.

Sinüzite zemin hazırlayan anatomik bir bozukluk varsa ( septum deviyasyonu gibi ) veya burun içini tıkayan polipoid yapılar varsa  onların cerrahi yolla temizlenmesi gerekebilir. Akut sinüzitte çok nadir olarak yapılma ihtiyacı ortaya çıkan sinüs cerrahileri kronik sinüzitlerde daha sık olarak yapılmaktadır. Sinüs ameliyatları artık endoskop yardımı ile burun içinden girilerek yapıldığı için eskisi kadar korkutucu değildir ve kişinin işinden uzun müddet ayrı kalmasını gerektirmemektedir.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz

Not: Yazılan yorumların sorumluluğu yazan kişiye aittir. Yazılan yorumlardan dolayı sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.