Amerika Birleşik Devletleri’nin 2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesi en çok konuşulan konular arasına girdi. Trump, Beyaz Saray'da düzenlediği basın açıklamasıyla ABD'yi 190'ı aşkın ülkenin imzaladığı Paris Anlaşması'ndan çekeceğini duyurdu. Trump’ın bu tavrına vatandaşlardan ve üye ülkelerden tepkiler gelmeye başladı. Paris İklim Anlaşması nedir, Trump neden Paris İklim Anlaşması’ndan çekildi?

Paris İklim Anlaşması nedir, üye ülkeler kimler? Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, 2015 tarihli Paris İklim Anlaşması'ndan çekildi. Trump yaptığı açıklamada, “İklim Anlaşması, ABD'nin çıkarlarına zarar veriyor. İklim konusunda daha adil bir anlaşma yapacağız" dedi. Beyaz Saray'da açıklama yapan Trump, anlaşmadan çekilmesinin ülkenin petrol ve kömür endüstrisine yardımcı olacağını savundu. Trump’ın bu hareketine tepkiler gecikmedi. Eski ABD Başkanı Barack Obama, ABD Başkanı Donald Trump’ın İklim Anlaşması'ndan çekilmesi üzerine hayal kırıklığına uğradığını ifade etti. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, ABD Başkanı Donald Trump'ın Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme kararı için "büyük bir hayal kırıklığı" değerlendirmesinde bulundu. ABD neden Paris İklim Anlaşması’ndan çekildi sorusunun cevabını ve bu konuya ait birçok bilgiyi sizler için derledik.

PARİS İKLİM ANLAŞMASI NEDİR?

191 ülkenin imzasını taşıyan Paris Anlaşması, iklim değişikliği için ilk kez bu kadar bağlayıcı kurallar içermesi ve bir gün içinde küresel nitelikte en fazla imza toplayan anlaşma olması nedeniyle tarihi önem taşıyor. 

2015 Aralık’ta imzalanan anlaşmanın ana hedefi, küresel ortalama sıcaklık artış limitinin yüzyılın sonuna kadar 1,5 ile 2 derece arasında sınırlandırılması.  21. yüzyılın ikinci yarısında net sıfır emisyonlara ulaşılmasına dair hedefleri de içeren taahhütler, Paris Anlaşması’nı kabul eden tüm ülkelerce tanındı.

Paris İklim Anlaşması, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi çerçevesinde sera gazları salınımını azaltmaya yönelik önlemleri içeren bir anlaşmadır. Anlaşma 22 Nisan 2016 tarihinde imzaya açılmıştır ve yeterli sayıda üye ülkenin imzalamasının ardından 4 Kasım 2016 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Anlaşma 191 üye ülke tarafından imzalanması bakımından, dünya tarihinde iklim değişikliği ile ilgili en geniş kabul görmüş anlaşma olma özelliğine sahiptir.

Anlaşma ile devletler aşağıdaki amaçlarda hem fikir olmuşlardır:

• Uzun dönemde, küresel sıcaklık artışının sanayileşme öncesi döneme göre 2 derecenin altında kalmasının sağlanması

• Sera gazı salınımının küresel seviyede azalma eğilimine geçirilmesi

• Anlaşma yürürlüğe girdikten itibaren bilimin elverdiği her türlü olanak kullanılarak sera gazı salınımını azaltacak her türlü önlemin en kısa sürede devreye alınması

Anlaşma çerçevesinde, anlaşmaya taraf devletler, konulan hedefleri sağlamaya yönelik ne gibi tedbirler aldıklarını ve bunların sonucunda hedeflerini ne ölçüde başardıklarını özetleyen raporlar yayınlayacaklardır.

Paris iklim anlaşması çerçevesinde, özellikle gelişmekte olan ülkelerin gerekli önlemleri alabilmeleri adına, bir fon kurulması ve burada biriken paraların, gelişmekte olan ülkelerde sera gazı salınımını azaltmaya yönelik projelere aktarılması da hedeflenmektedir. Bu çerçevede, 2020 yılına kadar yıllık 100 milyar dolar miktarında paranın gelişmekte olan ülkelere yönlendirilmesi hedeflenmektedir. Fonda şu ana kadar 10 milyar dolar civarında para toplanmıştır.

Dünyaya en fazla sera gazı salan ülkeler olan ABD ve Çin'in iklim konusunda ilk defa birlikte bir anlaşmaya imza atması ve yürürlüğe sokması nedeniyle anlaşma tarihi bir adım olarak nitelendirilmişti. Küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmayı hedefleyen metnin, uluslararası anlamda hukuki bağlayıcılığı bulunuyor.

En fazla sera gazı yayan ülkeler ise sırasıyla Çin, ABD, Hindistan, Rusya, Brezilya, Japonya, Endonezya, Almanya, Güney Kore, Kanada ve İran olarak ön plana çıkıyor.

ABD PARİS İKLİM ANLAŞMASI'NDAN NEDEN ÇEKİLDİ?

Donald Trump, Beyaz Saray'da yaptığı açıklamada "Anlaşmanın iklim değişikliğiyle mücadeleyi değil, diğer ülkelere ABD'ye karşı ekonomik avantaj kazandırmayı amaçladığını" kaydeden Trump, "ABD, ülkemi ve Amerikan vatandaşlarını korumaya yönelik ulvi görevimimi yerine getirebilmem için Paris İklim Anlaşması'ndan çekilecek. Onun yerine Amerikalı şirketlere, çalışanlara ve vergi mükelleflerine daha adil şartlar sunan bir Paris Anlaşmasının ya da tamamen yeni bir sözleşmenin müzakerelerine başlayacağız" dedi.

Donald Trump, selefi Barack Obama'nın Paris Anlaşması çerçevesinde verdiği taahhüt ABD ekonomisini baltalayacağı vurgularken, şunları kaydetti:

"Ulusal Ekonomik Araştırma Derneği'nin araştırmasına göre, önceki yönetim tarafından verilen taahhütlerin yerine getirilmesi 2040 itibariyle kağıt üretimini yüzde 12, çimento üretimini yüzde 23, demir ve çelik üretimini yüzde 38, doğalgaz üretimini yüzde 31 ve kömür üretimini yüzde 86 azaltacak. Bunun ekonomiye kaybedilen üretim açısından maliyeti 2040 itibariyle yaklaşık 3 trilyon dolar ve 6,5 milyon endüstriyel istihdam olacak."

Anlaşmanın Çin ve Hindistan gibi ülkelere daha gevşek koşullar sunduğunu öne süren Trump, "Gerçek şu ki Paris Anlaşması en çok ABD'ye olmak üzere aşırı adaletsiz" dedi.

Trump, ABD'nin refahını diğer ülkelere dağıtmanın yolu olarak tanımladığı anlaşmadan çekilmenin Amerikalıları rahatlatacağını belirterek, "ABD bugün itibariyle hiçbir bağlayıcılığı olmayan Paris Anlaşması çerçevesindeki tüm uygulamaları sonlandıracak. Anlaşmanın getirdiği devasa ekonomik ve finansal yüklerden kurtulacak" ifadelerini kullandı.

G-7 Zirvesi sırasında dünya liderleriyle iklim değişikliği konusunda ayrı düşen Trump Paris Anlaşması konusundaki kararını bir hafta içinde vereceğini açıklamıştı.

"İklim değişikliği"nin uydurma olduğunu iddia eden ABD Başkanı Trump enerji politikasında fosil yakıta ağırlık vereceğini duyurmuş ve çevre koruma yönetmeliklerini büyük ölçüde yürürklükten kaldırmıştı.​

Paris İklim Anlaşması'yla çok sayıda ABDlinin işlerini kaybedeceğini belirten Trump "Bizim ihtiyacımız olan bu değil. Kömür madencilerini çok seviyorum" dedi.

ABD RESMİ OLARAK NE ZAMAN ÇEKİLEBİLECEK?

Anlaşmanın yasal hükümlerine göre, Genel Sekreter bu bildirimi en erken 4 Kasım 2019 tarihinde kabul edebilir. Bu da, ABD’nin ancak resmi olarak anlaşmadan 4 Kasım 2020’de çekileceği anlamına geliyor. 

OBAMA NE DEDİ?

Eski ABD Başkanı Barack Obama, ABD Başkanı Donald Trump’ın İklim Anlaşması'ndan çekilmesi üzerine hayal kırıklığına uğradığını ifade ederek, “Trump yönetimi geleceği reddeden bir avuç topluluğa katıldı. Amerika Birleşik Devletleri paketin ön tarafında olmalıdır. Ben eminim ki eyaletlerimiz, şehirlerimiz ve işletmelerimiz yükselecek ve gelecek kuşaklar için elimizdeki tek gezegenin korunmasına yardımcı olacaklar” dedi.

KANADA BAŞBAKANI JUSTIN TRUDEAU NE DEDİ?

Kanada Başbakanı Justin Trudeau, ABD Başkanı Donald Trump'ın Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme kararı için "büyük bir hayal kırıklığı" değerlendirmesinde bulundu.

Kanada Başbakanlık Ofisinden yapılan yazılı açıklamada Trudeau, "ABD federal hükümetinin Paris anlaşmasından çekilmeye karar vermesinden dolayı derin bir hayal kırıklığı yaşamaktayız" ifadesini kullandı.

Trudeau, Kanada'nın iklim değişikliği ile mücadele ve temiz ekonomik büyümeyi destekleme konusundaki kararlılığını bozmadan devam ettirdiğini vurguladı.

AVRUPA BİRLİĞİ AÇIKLAMASI

Avrupa Birliği (AB), ABD Başkanı Donald Trump’ın Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme kararına rağmen sürece güçlü bir biçimde devam edileceğini açıkladı. Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Antonio Tajani, konuyla ilgili değerlendirmesinde, iki tarafın yaptığı anlaşmanın şartlarına uymak yükümlülüğü olduğunu ifade eden Latince “Pacta sunt servanda” ifadelerini kullandı. Paris İklim Anlaşması'na saygı duyulması gerektiğini belirten Tajani, bunun bir “güven ve liderlik” meselesi olduğunu belirtti. ABD "olsa da olmasa da" bu anlaşmaya ve sürece devam edileceğini vurgulayan Tajani, "Dışarıda kalmayı tercih eden vatandaşlar, gezegen ve ekonomi için tarihi bir fırsatı kaçıracak" değerlendirmesinde bulundu. Tajani, AB’nin iklim değişikliği karşısında "öncü rolü" ve çabalarıyla yatırım, inovasyon, teknoloji, istihdam ve rekabetçiliğini artırmaya devam edeceğine işaret etti.

AB Komisyonu İklim ve Enerjiden Sorumlu Üyesi Miguel Aries Canete de "Küresel iklim değişimine ana ortaklardan bir tanesi sırtını döndüğü için küresel toplum için üzücü bir gün. AB, Trump yönetiminin ABD’yi Paris İklim Anlaşması'ndan tek taraflı olarak çekeceğini açıkladığı karardan ötürü derin üzüntü duyuyor" ifadesini kullandı.

SANATÇILARDAN BÜYÜK TEPKİ

İklim değişikliği konusunda aktivist olarak görev alan ünlü oyuncu Leonardo DiCaprio, küresel ısınmaya karşı yapılan uluslararası anlaşmadan çekilme kararına karşı Trump’ı protesto etme çağrısı yaptı.

Twitter üzerinden tepki gösteren DiCaprio, “Bugün dünyamız acı çekiyor. Eyleme geçmek her şeyden daha önemli” paylaşımını yaptı.

Şarkıcı Katy Perry, “Sizin çocuklarınızı, onların çocuklarını ve tüm çocukları kararınızın sonuçlarıyla karşılaşacak dünyada yaşamak üzere geride bırakacağınızı unutmayın” dedi.

Komedyen Chelsea Handler, “Sanırım Donald Trump, Paris Anlaşması’ndan çekilme duyurusunu bir bahçeden yaparken içinde bulunduğu ironik durumu görmüyor” dedi.

Müzisyen John Legend da “Bu acil. 2018’de imzalamak zorundasınız” yazdı.

Elon Musk ve Apple CEO'su Tim Cook'un da dahil olduğu Silikon Vadisi'nin önde gelen isimleri, Beyaz Saray'la direkt temas kurarak, iklim değişikliği konusunu ne kadar ciddi gördüklerini ilk elden başkana iletirken, Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel başta olmak üzere pek çok Avrupalı lider, ABD'nin Paris Anlaşması'nda kalması için Trump'ı ikna etmeye çalıştılar.
Trump'ın kızı ve danışmanı İvanka Trump bile, Amerikan şirketlerinin yönetim kurulu başkanlarına seslenerek, anlaşmanın iş dünyası için ne kadar yararlı olduğunu anlatmaları konusunda babasını arayıp ikna etmelerini istedi.

TÜRKİYE'DE ANLAŞMA TARAFLARINDAN BİRİ

Küresel sera gazı emisyonları içindeki payı sadece binde 7 yedi civarında olan Türkiye ise uluslararası çabalara imkânları ölçüsünde katkı vermektedir. Türkiye, bir OECD üyesi olarak, BMİDÇS 1992 yılında kabul edildiğinde gelişmiş ülkeler ile birlikte Sözleşme’nin EK-I ve EK-II listelerine dâhil edilmişti. 2001’de Marakeş’te gerçekleştirilen 7. Taraflar Konferansı’nda (COP7) alınan 26/CP.7 sayılı Kararla Türkiye’nin diğer EK-I Taraflarından farklı konumu tanınarak, adı BMİDÇS’nin EK-II listesinden çıkarılmış fakat EK-I listesinde kalmıştır. Türkiye 24 Mayıs 2004’te 189. Taraf olarak BMİDÇS’ne katılmıştır.

 Türkiye 5386 Sayılı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’un 5 Şubat 2009’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce kabulü ve 13 Mayıs 2009 tarih ve 2009/14979 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın ardından, katılım aracının Birleşmiş Milletlere sunulmasıyla 26 Ağustos 2009 tarihinde Kyoto Protokolü’ne Taraf olmuştur. Protokol kabul edildiğinde BMİDÇS tarafı olmayan Türkiye, EK-I Taraflarının sayısallaştırılmış salım sınırlama veya azaltım yükümlülüklerinin tanımlandığı Protokol EK-B listesine dâhil edilmemiştir. Dolayısıyla, Protokol’ün 2008-2012 yıllarını kapsayan birinci yükümlülük döneminde Türkiye’nin herhangi bir sayısallaştırılmış salım sınırlama veya azaltım yükümlülüğü bulunmamaktadır

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz

Not: Yazılan yorumların sorumluluğu yazan kişiye aittir. Yazılan yorumlardan dolayı sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.