Mentör ve Mentörlük Nedir?

“Mentörlük” kavramını tanımlamak için bir çok girişimde bulunulmuştur. Bu tanımlar, mentörlüğü bir kavram olarak benzerliklerden çok farklıların tanımlayacağı kadar çok çeşitlidir. Buna rağmen, yapılan bazı genel açıklamalar bu çeşitliliği kapsar. Örneğin, Ole Løw (2009)’e göre mentörlük daima amaca yönelik bir etkinliktir. Profesyonel mentörlük konuşmalarında, konuşmanın niteliğinden büyük oranda mentör sorumludur. Mentörlük, mentör ve danışan arasındaki anlaşmaya dayanır ve böylece gerek yapısı gerekse ilerlemesi karakterize edilir.

Danışanın kim olduğundan bağımsız olarak ana odak hala danışan üzerindedir. Böylece mentörlük danışanın kendi öğrenme sürecini destekleme yolu şeklinde düşünülebilir. (Løw 2009). Løw (2009) mentörlüğü danışmanlık, denetim, konsültasyon ve koçluk içeren ortak bir terim olarak tanımlar. Løw (2009) bu tanımın eğitim ya da profesyonel bağlamda daha deneyimli ve yetkin olan kimse (mentör) ile daha az deneyimli ve yetkin olan kimse (danışan) arasındaki tamamlayıcı ilişki için rezerve edilmesini önerir. Asgari gereklilik danışanı desteklemek amacı ile yapılan konuşmadır ve bilinen bir perspektif veya rehberlik modelini kullanır.

Johnson, Rose and Schlosser (2007) mentörlükte ilişkilerde aşağıdaki yer alan ortak bileşenleri tanımlamaktadır:

  • a) mentörlük kişisel ilişkileri sürdürür.
  • b) mentörlük artan biçimde karşılıklıdır.
  • c) mentörler danışana kıyasla daha fazla başarı ve deneyime sahiptir.
  • d) mentörler doğrudan kariyer desteği sağlar.
  • e) mentörler sosyal ve duygusal destek sağlar.
  • f) mentörler model teşkil eder.
  • g) mentörlük danışan ya da mentörde kimlik dönüşümü ile sonuçlanır.
  • h) mentörlük kendini keşfetmek için güvenli bir ortam sunar.
  • i) mentörlük genellikle olumlu bir kariyer ve kişisel sonuçlar üretir.

(Johnson, Rose and Schlosser, 2007)

"Öğüt verme" mentörlük tanımına dahil edilmeli midir?

Mentörlüğü tanımlamaya çalışırken, danışmanın rolünün bu tanıma dahil edilip edilmeyeceğine karar verilmelidir. Günlük dilde mentörlük ve danışmanlık terimlerini öğüt verme anlamında kullanabiliriz. Bu ayrıca rehberlik, danışmanlık, konsültasyon, denetmenlik gibi durumlar için de kullanılabilir. Buna rağmen, mentörlükle ilgili literatür öğüt verme rolündeki vurguyu azaltır ve bir takım mentörlük yaklaşımları bu etkinliği teşvik etmez. Buna rağmen, bazı yazarlar mentörlük kavramına bu bakış açısını dahil eder. Örneğin Kåre Skagen (2004), iletişim odaklı çıraklık modelini geçerli mentörlük modeli olarak kabul eder.

Mentörlük yeni bir araştırma alanıdır

Birçok araştırmacı mentörlüğün gelişmemiş bir araştırma alanı olduğunu iddia eder (Allen and Eby, 2007; Bjørndal, 2011a). Bunun için birçok neden bulunmaktadır: Bjørndal (2011a) mentörlük alanının bir bilim olarak yeterince gelişmediği fikrindedir. Bunun için çeşitli nedenler ortaya koymaktadır:

  • Mentörlük korunan bir meslek değildir. Nadiren özel bir durum veya yetkinlik gerektirir. Sonuç olarak, okullardaki mentörler için herhangi bir resmi eğitim olmaması yaygın bir durumdur.
  • Mentörlük kısıtlı deneysel çalışma bulunan yeni bir araştırma alanıdır. Yazılmış kitaplar genellikle yazarın mentör olarak kendi deneyimlerini yansıtır.
  • Eğitim bilimi olarak mentörlük çeşitli disiplin üzerine kuruludur (örneğin felsefe, psikoloji, sosyoloji, antropoloji), ve bu kavram farklı mesleklerde kullanılır. Böylece bu kavram için tek bir jenerik tanımda uzlaşmak zordur. Allen and Eby (2007)’ye göre mentörlük üç farklı alanda önemli bir kavram olarak gelişmiştir: işyeri danışmanlığı, öğrenci-öğretmen danışmanlığı ve gençlik danışmanlığı.

Bu alanda yapılan araştırmalar genellikle diğer araştırmaları çok az dikkate alarak yapılmaktadır. Sonuç olarak, mentörlük kavramı için ortak turarlı bir tanımlama bulmak güçleşmiştir. Örneğin, Jacobi (1991) mentörlük için 15 farklı tanım belirlemiştir. Bugün hala çoğunluk tarafından kabul edilen bir tanım söz konusu değildir.

  • Mentörlük terimi hala belirsizdir ve daha önce de bahsedildiği gibi, benzer bir çok terim bulunmaktadır, örneğin rehberlik, danışmanlık, koçluk vb. Bu terimler genellikle belirsiz ve birbiri ile örtüşen anlamlarla birbirinin yerine kullanılır. Böylece mentörlük terimi ile diğer terimler arasında bir çatışma söz konusudur. Literatürde konsültasyon, danışmanlık ve benzer başlıklarla önemli miktarda yayın bulunmaktadır. Buna rağmen, bu kavram genellikle ikici ilişkilerle daha yakından bağlantılıdır. Fakat Eby, Rhodes and Allen (2007)’e göre, mentör-danışan ilişkisinin rol model-gözlemci, danışman-danışan, öğretmen-öğrenci ve koç-danışan ilişkisinden ayrılması gerekmektedir.

Tarihsel perspektifte mentörlür

Mentörlük kavramının geçmişi Homer’ın Odyssey’sine uzanır. Mentör Odysseus’un Troya savaşına gittiğinde oğluna bakan ve onu büyüten arkadaşıdır. Mentörlük kavramına bilimsel açıdan ilgi Daniel Levinson’ın 1978’de insani gelişimle ilgili yaptığı çalışmalara uzanır. Levinson’ın teorisine göre, erken yetişkinlik dönemi (17-23 yaş) bireyin yaşamında çocukluktan yetişkinliğe geçişte uğraşması gereken bir çok kapsamlı işle karşı karşıya kaldığı bir dönemdir. Bu işler (a) yaşamı için bir ideal belirleme, (b) bir mentör edinme, (c) bir meslek edinme (d)bir sevgili/eş edinme şeklindedir. Bir çok farklı biyografik hikaye doğrultusunda Levinson bu geçiş sürecinde bir mentör edinme safhasının öneminin altını çizmektedir (Undertekst til et bilde: "Levinson ayrıca ebeveynleri de mentör olarak tanımlar " (bilde av en forelder med et barn som viser noe. Ebeveyneler mentör olabilir mi?). Bu şekilde bir kuramsal çerçevede tarihte hemen hemen her alanda bir çok mentörlük hikayesinin bulunduğu öne sürülebilir (örneğin psikolojide Freud ile Jung arasındaki ilişki) (Eby, Rhodes and Allen, 2007).

Eby, Rhodes and Allen (2007)’e göre, ilk deneysel çalışmalar kişinin mentörü olabilecek bir kimsenin olmasının öneminin altını çizmektedir. Yaklaşık 4000 başarılı yönetici ile yapılan bir çalışmada Roche (1979), üçte ikisinin bir mentöre sahip olduğunu bildirmiştir. Ayrıca Kanter (1977) de kurumların başındaki bu kişilerin genel olarak yol boyunca Onlara rehberlik eden bir “haham” ya da “vaftiz babası” olduğundan bahsetmektedir.Vaillant (1977) bazı ulusların en seçkin kişileri ile bir çalışma yapmış ve bu kişilerin en başarılı olanlarının erken yetişkinlik dönemlerinde bir akıl hocası olduğunu tespit etmiştir (Eby, Rhodes and Allen, 2007).

İskandinav mentörlük kavramı ayrıca Danimarkalı filozof Kierkegaard’ın yardım etme sanatı tanımlamasından ilham almıştır. “Bir kimseyi bir amaç için başarılı bir şekilde yönlendirmek için, öncelikle ve her şeyden önemlisi bulunduğu yeri tespit etmek ve o noktanda başlatmak gereklidir. Yardım etme sanatının bütün sırrı budur.” (...) “Eğer yine de kendi bildiğini yapmak isteyenler varsa, bunun sebebi kibirli ya da gururlu olmaları olabilir, temel olarak danışanın yararından çok, danışanın kendisine hayran olmasını istediği içindir.” (Kierkegaard 2000: 460). Aynı şekilde, mentörün danışana öğrenme ve gelişim süreci için cevaplar vermek yerine farklı türde sorular sorarak yardımcı olması da oldukça yaygındır.
 
Farklı mentörlük türleri
 
Gençlik mentörlüğü

Gençlik mentörlüğü yaşça daha büyük ve daha deneyimli yetişkinler ile gençler arasındaki ilişkiyi tanımlamak için insan kaynaklarında kullanılmaktadır. Mentör çırağı yetkinlik kazanması ve karakter gelişimi için destekler. Bir mentör akademi, kariyer planlama, fiziksel ve duygusal sağlık ve sosyal etkileşim gibi yaşamın farklı alanlarında rehberlik sağlar. Mentör genç bireyin sıkıntılı geçiş dönemlerinde yolunu bulmasına yardımcı olur. Mentörlük etkinlikleri içeriğe (okul, iş dünyası, toplum) göre değişmektedir; özel gruplar (özel eğitime gereksinim duyanlar, risk altındaki gruplar) ve gelişim süreci (çocuklar, ergenler) vb. (Eby, Rhodes and Allen, 2007; Keller, 2007).

Gençlik mentörlüğünün önemi ile ilgili araştırmalar

Williams ve Kornblum (1985)’un klasik çalışması Kötü Yetişmek (Growing Up Poor)’te şehirde yaşayan 900 düşük gelirli genci takip etmiş ve mentörlerin gençlik için sağlıklı sonuçlar elde etmede oldukça önemli bir etmen olduğunu tespit etmiştir. Diğer araştırmacılar davranış bozukluğu olan çocuklara daha az benzeyen, “iyi bir ilişki” içinde olduğu düşünülen risk altında çocukları da vurgulamaktadır (Werner and Smith 1982;Rutter, 1987). Risk grubundaki gençliğe odaklanan araştırmalar gençlik mentörlüğü programındaki yetişkin rol modelin önemine dikkat çekmektedir (örneğin Abla ve Abi) (Eby, Rhodes and Allen, 2007).

Gençlik mentörlüğünün tarihi

Resmi gençlik mentörlüğü programlarının kökenleri Ernst Coulter tarafından 1904’te Amerika’da Big Brothers movement (Abiler hareketi)’ne dayanmaktadır. Genellikle bir gönüllü, toplumsal ortamlarda gençler ile etkinlikler yaparak birebir mentörlük ilişkisi kurar. Abi/Abla programlarının çoğu okul başarısızlığı yahut erken gebelik gibi gençleri risk altında bırakan güç durumlarda destek vermek için tasarlanmıştır. Boşanmış ebeveynlere ve bozulmuş ilişkilere yönelik programların sayısı arttırılarak toplumsal destek kurmak amaçlanmaktadır (Keller, 2007). Hali hazırda yaklaşık iki buçuk milyon gence hizmet veren 4000’in üzerinde ajans ve gençlik odaklı program bulunmaktadır (Eby, Rhodes and Allen, 2007). Bazı mentörlük programlarının değerlendirilmesinde çoğunlukla önlem almak yahut olumsuz sonuçları en aza indirmek hedeflenmektedir. Kişisel yetkinliklerinin geliştirilmesi ve psikolojik refahın arttırılmasına odaklanan bu programlar alternatif bir bakış açısı sunmaktadır (Keller, 2007).

İşyeri mentörlüğü

İşyeri mentörlüğü deneyimli bir çalışan ile daha az deneyimli bir başka çalışan arasında kişisel ve profesyonel gelişimin amaçlandığı bir ilişki içerir. Mentör bir iş arkadaşı ya da kurumdan başka bir kimse olabilir. Bu kimse himayesinde kişi için herhangi bir resmi sorumluluk taşımaz. Bu kimseler aynı uygulama topluluğunun birer parçası olabilir (Lave and Wenger, 1998). Resmi mentörlük sözleşme ile sabit hedefler, belirli bir zaman çizelgesi ve ne sıklıkla görüşüleceğine ilişkin kurallar içerir. Still, Eby, Rhodes ve Allen (2007) bu tarz mentörlüklerin kendiliğinden gelişen mentör-danışan ilişkisinden daha az etkili göründüğünü iddia eder. Son yıllarda insanların sıklıkla iş değiştirmesi nedeniyle mentörlüğün bu türü daha popüler olmaya başlamıştır. Çalışanlar kendilerini destekleyen bu belirli kimselerle daha fazla ilişki içerisinde olmalıdır. Mentör olacak kişilerin eğitim almaları kendisinin mentisine (mentilerine) nasıl yaklaşması gerektiği hakkında büyük katkı sağlayacaktır.

Öğrenci-öğretmen mentörlüğü

Öğrenci- öğretmen mentörlüğü (danışmanlık, rehberlik, denetim gibi başka terimlerde kullanılmaktadır) lisans ve yüksek lisans öğrencilerini kapsamaktadır. Bu bağlamda, daha deneyimli olan mentör akademik anlamda (örneğin ders performansı, akademik becerilerin geliştirilmesi) ve akademi dışındaki konularda (kişisel problemler gibi) destek sağlar ve rehberlik verir (Eby, Rhodes and Allen, 2007). İşyeri mentörlüğü ve gençlik mentörlüğü araştırmaları ile karşılaştırıldığında öğrenci- öğretmen mentörlüğü araştırmaları daha azdır. Bu alandaki bir çok araştırma bir öğretim elemanı ve bir öğrenci arasında uzun süreli yoğun kişisel ilişkilere odaklanır. Bu alanda hala her türlü destek ilişkisini mentörlük olarak tanımlama eğilimi vardır. Örneğin, rol model olma ya da gözlem yaparak öğrenme gibi yöntemler bir ilişki gerektirmez. Böylece bu yöntemlerin mentörlük olup olmadığı sorgulanabilir (Johnson, Rose and Schlosser, 2007).

Bu alanda yapılan araştırmalar çoğunlukla mentörlerin danışan tanımlarına dayandığı için eleştirilmektedir. Birçok çalışma öğrencilerden mentör fonksiyonlarını puanlamasını ve genel geçer bir değerlendirme yapmalarını istemiştir. Bu bir kimsenin kendi mentörünü göz önünde bulundurma isteği ile tetiklenen olumlu ilk izlenim etkisine (halo effect) neden olabilir. Küçük gruplar da genelleştirme yapmak daha zordur (Johnson, Rose and Schlosser, 2007).

Resmiyette belirlenen öğrenci-öğretmen ilişkileri mentörlük içerisinde geliştirilmeyen ilişkileri tavsiye eder. Danışman, basitçe tanımlamak gerekirse, danışana eğitim programı doğrultusunda yardımcı olmak sorumluluğuna sahip bir öğretim üyesidir. Mentörlük öğretim üyesinin danışanın gelişimi ve başarısı için yükümlülüğü olduğu anlamına gelir. Mentörün değerleri danışanın kendini ve mesleğini nasıl gördüğü üzerinde büyük etkisi olan ideal normları temsil eder. Danışan, danışmanı için hayranlık, korkuyla karışık saygı, korku ve idealleştirme gibi duyguları da içeren farklı duygusal tepkilere sahiptir. Mentörler genellikle danışanın kariyer gelişimi için bilinçli aracılık ve savunuculuk yapar (Johnson, Rose and Schlosser, 2007).

Captcha işaretlenmemiş.