ekmek1
 1.
bir bitki üretmek amacıyla toprağa tohum atmak, serpmek ya da gömmek.
"Tarlayı ekmek için tohum aldık"

 

2.
toprağı, ekip biçmek için kullanmak, toprağı işlemek.
"Bunlar ekmek, biçmek nedir bilmezler"

 

3.
(tane, toz durumundaki bir şeyi) serpmek.
"Yemeğe biraz tuz ekti"

 

4.
mec.
bir şeyin başlamasına yol açacak nedenleri hazırlamak.
"Kötülük ekenler iyilik biçemez"

 

5.
argo
söz verdiği halde bir buluşmaya gelmemek, söz verdiği kişiyi atlatmak.

 

6.
argo
birini, uydurma bir nedenle bir başına bırakmak, birlikteyken atlatmak.

 

7.
argo
bir yarışta ya da kovalanırken ya da bir yere yetişmek için giderken ötekilerle aradaki uzaklığı açmak, onları gerilerde bırakmak, geçmek.

 

8.
argo
(bir eşyayı) bir yerde unutmak ya da düşürerek yitirmek.

 

9.
argo
(para için) tam karşılığını almadan ya da keyif uğruna, boşuna harcamak.

 

10.
emek harcanmadan verim alınamaz.

 

11.
kendisine özveride bulunmadığın bir kimseden sana karşı özveri bekleyemezsin.
 
ekmek2
ad
 
1.herhangi bir tahıl unundan yapılmış hamurun sacta, fırında, tandırda ya da tepside pişirilmesiyle yapılan yiyecek.
"Fırından bir ekmek aldım"

 

2.
insanı geçindiren iş, kazanç.
"Sürücülük ekmeğiydi, ama yaşlandı"

 

3.
halk ağzından
aş, yemek.
"Daha ekmeğimizi yememiştik, kapı çalındı"

 

4.
birisinin işinde çalışarak kendi geçimini sağlamak.

 

5.
geçim yönünden birinin yardımından yararlanmak.
"Oğlan hâlâ babasının ekmeğini yemekteydi"

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz

Not: Yazılan yorumların sorumluluğu yazan kişiye aittir. Yazılan yorumlardan dolayı sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.