Nikâh ciddiye alınması, üzerinde titizlikle durulması gereken bir meseledir. Üç meselede şaka olmayacağını bildiren Resul-i Ekrem Efendimiz, bunları, “Evlenme, boşanma ve köle âzadı” olarak ifade ederken, bunlarda gösterilmesi gereken ciddiyeti belirtmektedir.

Nikâh kavramını Türkçe’de “evlenme” olarak karşıllyoruz. Nikah karşılıklı bir sözleşmeyi, antlaşmayı getirdiği için bu yönüyle bir çeşit muamele sayılır. Mahiyeti ve fonksiyonu itibariyle de bir ibadet hüviyeti içinde değerlendirilir.

Gerek ayet-i kerimelerde, gerekse pek çok hadis-i şerifte nikâha yapılan teşvik, bunun, Müslümanın yaşayışında ve İslam hukukunda çok önemli bir yerinin bulunduğunu gösterir. Nikâh bu yönüyle dinidir, İslâmi bir kurumdur. Zaten İslam dışı toplumların nikâha karşı olmaları, onun dini bir mahiyet taşımış olmasından ileri gelir.

DİN, İNSANDAN BEŞ ŞEY İSTER:

1. Aklı muhafaza,

2. Dini muhafaza,

3. Canı muhafaza,

4. Nesli muhafaza,

5. Malı muhafaza.

Aklın, dinin, canın, malın ve neslin muhafazası birbirine bağlı, hepsi de insan hayatının ayrılmaz bir parçasıdır.

İşte İslam, nikahı kurumsallaştırarak neslin muhafazasını hedef alır. Bunun için pek çok kural, yaptırım ve prensipler getirir, evlenecek eşleri birbirine bağlayacak esaslar koyar.

Nikah ciddiye alınması, üzerinde titizlikle durulması gereken bir meseledir. Üç meselede şaka olmayacağını bildiren Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.), bunları, “Evlenme, boşanma ve köle azadı” olarak ifade ederken, bunlarda gösterilmesi gereken ciddiyeti belirtir.

Nikâh bir akit olması dolayısıyla bazı şartları vardır. Bu şartlardan birisi yerine getirilmezse nikâh sahih olmaz. İslam hukukuna göre bu şartlar şunlardır:

1. Tarafların hazır bulunması. Kız ile erkeğin veya onlara vekalet edecek vekillerin mevcut olması.

2. irade beyanı. Bu icap ve kabulle gerçekleşir. Yani iki tarafın “Kabul ettim” lafzırıı söylemesi veya nikahı kıyan kimsenin “Falan adamı, veya falan hanımı eş olarak kabul ettin mi?” sorusuna, onların “Evet” veya “Kabul ettim” demesi.

3. Şahitlerin hazır bulunması. Bu şahitler ergenlik çağına ermiş, aklı başında iki erkek veya bir erkek ile iki kadın olmalıdır. Şahitlerin mutlaka yabancıdan olması gerekmez. Bunlar, kardeş, amca, dayı gibi yakın akrabalardan olabileceği gibi, bizzat nikahı kıyan kimse de ola-bilir. Bunlar bir şahit yerine geçebilir. Bunun için nikâh kıyan kimseden başka bir kişi daha olsa yeterlidir.

4. Nikahı ilan. Nikah akdi tamamlandıktan sonra gizli tutulmayıp çevreye duyurulması, ilan edilmesi gerekir. Bu hususta Peygamberimizin (a.s.m.) teşvikleri de bulunmaktadır.

5. Kızın velisinin izninin alınması. Hanefi mezhebinden farklı olarak, diğer üç mezhebe göre nikahın sahih olabilmesi için kızın veli-sinin izninin alınması lazımdır. Bu, nikahın şartlarından birisidir.

Bu şartlar gerçekleştiği zaman, nikâh kıyacak bir kimse bulunmasa da eşler iki şahit huzurunda, irade beyanıyla icap-kabul akitlerini yapabilirler. Ancak akdin resmileşmesi ve ileride çocuklar arasında miras meselesinde bir anlaşmazlık çıkmaması için resmi nikahın yapılması da gerekir.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz

Not: Yazılan yorumların sorumluluğu yazan kişiye aittir. Yazılan yorumlardan dolayı sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.