Adını kurucusu olan Hacı Bektaş Veliden almış, batıni akidelere dayanan bir tarikattır. Benzeri tarikatlardan farkı hemen hemen Türkiyeye mahsus oluşu, harsı, dili, duygusu ve edebiyatıyla Türk oluşudur. Yeniçeriler vasıtasıyla Balkanlara Tuna eteklerine ve Arnavutluk’a kadar yayılmıştır. Tarikata ilk dahil olanlar köylüler, yörükler ve göçebelerdi. Bektaşiliğin geliştiği sırada Anadoluda başka tarikatlar da vardı. Ama bunların mensupları fakir halktan değildi. Bektaşi babaları ise halkın içinden yetişmiş kimseler sıfatlıyla daha çabuk taraftar bulmuşlardır.

Tarikatı Hacı Bektaş Veli kurmuş olduğu halde, 1516'da ölen Balım Sultan, Bektaşi tarikatının ikinci kurucusu sayılmıştır. Bektaşilere göre bu tarikat Hz. Aliden başlamış, Hacı Bektaş Veliye kadar uzanmıştır. Peygamber hanedanına aşırılığa varan bir sevgi gösterirler. Bektaşiliğin bir hususiyeti de, itikat ve ayin bakımından pek gizli tutulmasıdır. Bektaşiler umumiyetle beş vakit namaz kılmazlar, oruç, hac gibi ibadetlere itibar etmezlerdi.

Bektaşilik Çelebiler ve Babaganlar olmak üzere başlıca iki kola ayrılmıştı. İstanbul ve Arnavutlukta maruf olan Babagan koluydu. Bu kola mensup olan dervişler hiç evlenmezlerdi. Dergahta ve zaviyelerde tarik-i dünya lar gibi yaşarlardı.Bektaşİlerin kıyafetleri de bir özellik taşırdı. Başlarına giydikleri taç beş türlüydü. Boyunlarına Teslim taşı dedikleri on iki dilimli bir taş asarlardı.

Bektaşiliğe girme bahsinde zamanla ve Bektaşi kollarına göre değişiklikler yapılmış, tarikatın son zamanlarında bu basit bir hale getirilmiştir. Bir deneme devresi geçiren can tarikata alınması uygun görülürse Pir evi dedikleri dergahta esrarlı bir tören tertiplenirdi.Bektaşilik:, Yeniçerileri sonradan tarikatın sınırları içine almıştır. Bu yüzden Yeniçerilere Taife-i Bektaşiyan denilmiştir. Tanzimattan sonra, 1826 temmuzunda. Mahmut llnin de katıldığı bir mecliste alınan kararla Bektaşi tarikatı ilga edilmiştir. Tekkeler ve vakıfları hükümet adına müsadere, ileri gelen Bektaşi babaları da idam edilmiştir.

Bektaşiler daha sonra tekkelerini Nakşı tekkesi adı altında açarak Bektaşi ayinlerine yeniden başlamışlardır. Cumhuriyetin ilanı üzerine bütün tarikat tekkeleri gibi, Bektaşi tekkeleri de kapatılmıştır. Türk halk edebiyatında pek çok Bektaşi fıkrası ve hikayesi vardır. Bektaşilerin Türkiyenin gerek İçtimai, gerekse siyasi tarihinde menfi birrol oynadıkları söylenebilir. Çoğu Mevlevi olan padişahlar da Bektaşileri pek tutmamışlar, hatta bazıları, bu arada Mahmut II. haklarında merhametsiz davranmıştır.

Bektaşi tekkelerinde canlı bir halk edebiyatı gelişmiş ve Türk halk şiirinin güzel örnekleri ortaya konmuştur. Bektaşi musikisi de Türk dini musikisinin, tarikat musikisi bölümünde en seçkin koludur. Bektaşi nefes lerinin 200 kadarı besteleriyle bugün elimizdedir. Bunların pek çoğu kimin tarafından bestelendiği bilinmemektedir. Bunların içinde musiki sanatı bakımından şaheser sayılabilecek parçalar da vardır.

Büyük veli Hacı Bektaş-ı Velinin tarikatına verilen ad. Hacı Bektaş-ı Velinin derslerini takib eden ve vefatından sonra da ondan feyz alıp, gösterdiği yolda giden Müslümanların yolu.Bektaşi denilen tarikat mensupları, Hacı Bektaş-ı Veliye bağlı olarak Anadolunun dini, iktisadi, askeri ve sosyal teşekkülü olan ahilik teşkilatına büyükyardım ve hizmetlerde bulundular. Hacı Bektaş-ı Velinin ve talebelerinin Osmanlı Devletinin kuruluş devrinde ve devletin sağlam temellere oturmasında büyük yardımları oldu. yeniçeri ordusu Hacı Bektaş-ı Veliyi kendilerine manevi pir olarak kabul etti ve onun yolunda olanlara saygı gösterdiler.

Bektaşi denilen bu tarikatın hak yolda olan mensupları zamanla azaldı. Bu arada bozuk fikirleri sebebiyle Timur Hanın oğlu Miranşah tarafından babasının emri ile öldürülen Fadlullah-ı Hurufinin (1340-1393) talebeleri, Anadoluya kaçarak bektaşi tekkelerine sığındılar. Kendilerini bektaşi göstererek Fadlullah-ı Hurufinin bozuk fikirlerini yaydılar. Zamanla hakiki Bektaşilik tamamen unutularak yerini hurufi fikirleri aldı. Bugün bektaşi deyince iki çeşit insan anlaşılır: Birincisi, hakiki doğru bektaşi olup, Hacı Bektaş-ı Velinin gösterdiği hak yolda giden temiz Müslümanlardır. İkincisi sahte, yalancı bektaşilerdir. Bunlar bozuk yolda olan hurufiler olup batıla ismi ile anılırlar. Halk arasında anlatılan bektaşi fıkraları bu sahte ve yalancı ve sapık bektaşilere aittir.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz

Not: Yazılan yorumların sorumluluğu yazan kişiye aittir. Yazılan yorumlardan dolayı sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.